ENGLISH
MENÜ
 

 

 

 

ACENTELİK SÖZLEŞMESİNİN DEVRİ KAPSAMINDA DENKLEŞTİRME HAKKI

Acentelik sözleşmesinin devri, müvekkilinin onayı ile acentenin sözleşmeden kaynaklanan bütün hak ve borçlarını üçüncü bir kişiye devretmesidir. Devir anlaşması ile üçüncü kişi acentenin yerine sözleşmeye dahil olur ve acentenin müvekkil ile sözleşme ilişkisi sona erer.

Alman Ticaret Kanunu m.89b/III/3'e göre acentelik sözleşmesinin devri halinde acente denkleştirme talebinde bulunamaz. Sözleşmeden ayrılan acente, sözleşmenin sona ermesi ile ortaya çıkan haklarını devir sözleşmesinde tespit edip, yeni acenteye devrettiği için aynı hakları ikinci defa müvekkile karşı ileri sürme hakkı bulunmamaktadır . Ayrılan acentenin devir sözleşmesinde denkleştirme talebine konu hususları düzenlememesi veya devir sözleşmesinden kaynaklanan haklarını üçüncü kişiden alamaması durumunda bu haklarını müvekkile karşı ileri süremez.

TTK'da sözleşmenin devri konusunda bir düzenleme bulunmamaktadır. TTK m.122/III uyarınca müvekkilin feshi haklı gösterecek bir eylemi olmadan, acente sözleşmeyi feshetmişse veya acentenin kusuru sebebiyle sözleşme müvekkil tarafından haklı sebeplerle feshedilmişse, acente denkleştirme talebinde bulunamaz. Kanun, acentenin denkleştirme talebini sona erdiren nedenler arasında sözleşmenin devrini zikretmemiştir.

Kaya ve Karasu bu konuda somut bir hüküm olmamakla birlikte, TTK m.122/I-c) hükmünde hakkaniyet şartının yer aldığını ve acentenin acentelik sözleşmesinden doğan hak ve borçlarını herhangi bir menfaat almaksızın üçüncü bir kişiye devretmesi halinde hakkaniyet gereği denkleştirme talebini ileri sürebileceğini ifade etmektedir. Ayan da aynı yönde, acentenin bir menfaat veya ücret karşılığında sözleşmeyi devretmesi durumunda, denkleştirme talep edemeyeceği görüşündedir.

Bu görüş, acentelik sözleşmesinin devrinde acentenin elde ettiği menfaatin, denkleştirme talebinin karşılığı olduğunu karine olarak kabul etmektedir. Denkleştirme talep hakkının düzenlenmediği, ancak devredilen diğer unsurlar karşılığında bir ücretin belirlendiği durumda, devreden acentenin denkleştirme talep hakkını yitirmesi hakkaniyete uygun düşmeyecektir. Bu nedenle devir sözleşmesinde denkleştirme talep hakkının açıkça düzenlenmemesi halinde, devreden acentenin bu hakkının devam ettiğinin kabulü yerinde olacaktır. Aksi halde acentenin iki defa denkleştirme talep etmesi engellenmeye çalışılırken, bu hakkını hiç ileri sürememesi gibi bir sonuç ortaya çıkabilir.

 

 

 

 

ANONİM ŞİRKETLERDE ESAS SERMAYE ARTIRIMINDA PAY SAHİPLERİNİN HAKLARI

Anonim şirketlerin gelişimi ve yeniden yapılanması sürecinde sermaye artırımı hayati bir öneme sahiptir. Sermaye artırımı sayesinde şirketler rekabet gücünü artırmakta ve sağlanan yüksek kredibilite sayesinde mali anlamda rahatlama sağlamaktadırlar. Şirketteki bu değişim ve büyümeye paralel olarak, pay sahiplerinin de aynı oranda bu gelişimden pay almaları gerekmektedir. Çalışma, sermaye artırımı sürecinde pay sahiplerinin haklarını incelemektedir.

Bu sebeplerin ötesinde anonim şirketlerde esas sermaye artırımı kural olarak her zaman yapılabilir. Esas sermaye artırımı, bir sebebin gerçekleşmesinin sonucu olarak tasarlanmış bir düzenleme olmayıp, kanun koyucu tarafından kanunda öngörülmüş bir haktır ve haklı bir gerekçenin bulunması gerekmemektedir. Gerekçe gösterilmesi zorunluluğunun bulunmaması, kararın sadece bu sebeple iptal edilememesi anlamına gelmektedir. Ancak gerekçe gösterme zorunluluğunun bulunmaması, şirketin alacağı kararın TTK m.445'de öngörülen dürüstlük kuralına uygun olması zorunluluğunu ortadan kaldırmaz. Esas sermaye artırımına ilişkin genel kurul kararının dürüstlük kuralına aykırı olduğu ve pay sahiplerini zarara uğratma kastı ile hareket edildiğini ispatlama yükümlülüğü pay sahiplerine aittir.

Şirketin esas sermaye artırımına haklı bir gerekçe bulması gerekmediği gibi esas sermayenin mevcut miktarı da pay sahipleri için müktesep hak teşkil etmez. Bu nedenle pay sahipleri, esas sermaye artırımına katılmadıkları takdirde şirketteki paylarının azalacağı gerekçesi ile sermaye artırımına karşı çıkamazlar, çıksalar da bu hukuk düzeni tarafından korunmaz. Diğer yandan pay sahiplerinin esas sermaye artırımına katılma yükümlülüğü de bulunmamaktadır. Böyle bir yükümlülük esas sözleşmede de kararlaştırılamaz. TTK m.480/I'de pay sahibinin pay bedeli veya payın itibari değerini aşan primi ifa dışında borç yükletilemez demek suretiyle bu hususu hüküm altına almaktadır. Sermaye artırımının önşartları olarak şunlar sıralanabilir.

I. Pay Taahhütlerinin Tamamının Yerine Getirilmiş Olması
II. Bilançoda Sermayeye Eklenmesine Mevzuatın İzin Verdiği Fonların Bulunmaması

 

 

 

 

ANONİM ŞİRKETLERDE ORTAKLIKTAN ÇIKMA VE ÇIKARILMA

Anonim şirketlerde şarta bağlı olarak, pay sahibinin ortaklıktan çıkarıldığı durumlar TTK’da düzenlenmiştir. Aşağıda hangi durumlarda ortaklıktan çıkarmanın uygulama bulacağı başlıklar altında özetlenmiştir.

I. Iskat:
TTK m.482 vd. hükümlerinde ıskat düzenlenmiştir. Iskat ile bir pay sahibinin anonim ortaklıktan çıkarılabilmesi, sermaye katılımından doğan borcunu kanunda öngörülen usul çerçevesinde şirkete ifa etmemesi şartına bağlanmıştır. Pay sahibinin sermaye koyma borcunu ödemede temerrüde düşmesi durumunda, şirket yönetimi bu pay sahibinin şirketten çıkarılmasına karar verebilir . Bu konuda karar alma yetkisi şirket yönetim kuruluna aittir .

II. Haklı Nedenle Fesih:
TTK m.531’de haklı nedenle fesih düzenlenmektedir. Bu hüküm kapsamında sermayenin en az onda birini ve halka açık şirketlerde yirmide birini temsil eden payların sahipleri, şirketin feshine karar verilmesini mahkemeden talep edebilirler. Bu düzenleme sayesinde azınlık, çoğunluk üzerinde baskı oluşturarak, azınlık haklarının en etkin şekilde icrasını sağlayabilecektir . Mahkeme, fesih yerine azınlık paylarının değerlerinin ödenmesi suretiyle, davacı pay sahiplerinin şirketten çıkarılmalarına karar verebilir.

III. Denkleştirme Talebi:
Şirketler topluluğu bünyesinde, hâkim şirket hâkimiyetini bağlı şirketi kayba uğratacak şekilde kullanamaz. Hâkim şirket tarafından böyle bir zarara neden olunması durumunda kayıp, o faaliyet yılı içerisinde denkleştirilmeli veya kaybın nasıl ve ne zaman denkleştirileceği belirtilerek en geç o faaliyet yılı sonuna kadar bağlı şirkete denk değerde bir istem hakkı tanınmalıdır, TTK m.202/I/a.

TTK m. 202/I/b’ye göre bu şekilde zarara uğrayan bağlı şirketin denkleştirme talebi faaliyet yılı içinde fiilen yerine getirilmez veya süresi içinde denk bir istem hakkı tanınmazsa, bağlı şirketin her pay sahibi, hâkim şirketten ve onun kayba sebep olan yönetim kurulu üyelerinden, şirketin zararını tazmin etmelerini isteyebilir. Mahkeme talep üzerine veya resen somut olayda hakkaniyete uygun düşecekse, tazminat yerine davacı pay sahiplerinin paylarının hâkim şirket tarafından satın alınmasına karar verebilir. Bağlı şirketteki her pay sahibi denkleştirme davası açabilir. Kanun, denkleştirme davası açma konusunda bir pay oranı öngörmemiştir.

IV. Asimetrik Bölünme:
Oranın korunduğu simetrik bölünmede, ortaklar bölünen şirkette sahip oldukları pay oranını aynen korurlar. Oranın korunmadığı asimetrik bölünmede, bölünen şirketin ortaklarına, devralan veya yeni kurulan şirketlerde, mevcut pay oranları değiştirilerek pay tahsis edilmektedir. Kanun oranın korunduğu ve korunmadığı bölünmeyi kapsamlı bir şekilde düzenleyerek bölünmeye katılan şirketlere ve ortaklarına, bölünmeyi şekillendirmede geniş hareket alanı ve olanağı tanımıştır. Şirketlerin yeniden yapılandırılmasında bu esneklik büyük kolaylık sağlayacaktır. Sağlanan bu esneklik sayesinde, gerekli nisap ile karar alınması durumunda bölünen şirketin ortakları yeni şirketlerde oranlarını koruyarak veya korumayarak pay sahibi olabilirler, bölünen şirketten tamamen çıkabilirler, devralan veya yeni kurulan şirketlerin bazılarına veya tümüne katılmayabilirler ya da bölünen şirketteki paylarını artırabilirler .

Oranın korunmadığı bölünmede bölünme kararı ile ortaklar arasındaki düzen bozulacak ve eşitsizliğe dayalı yeni bir düzen kurulacaktır. Bu nedenle kanun koyucu yüksek bir nisap öngörerek, çoğunluğun razı olmadığı bir eşitsizliği önlemeye çalışmıştır . Asimetrik bölünmede onama kararı, TTK m.173/3 uyarınca devreden şirkette oy hakkını haiz ortakların en az yüzde doksanıyla alınır. Bu orana ulaşan çoğunluk pay sahipleri, oranın korumadığı bölünme sonrası azınlığı şirketten çıkarma hakkına sahip olmaktadır.

V. Sermaye Piyasası Kanun Tasarısı Taslağında Düzenlenen Ortaklıktan Çıkarma:
Sermaye Piyasası Kanun Tasarısı taslağının 26. maddesine göre, halka açık ortaklıklarda yönetim kontrolünü sağlayan payların veya oy haklarının iktisap edilmesi halinde, diğer ortakların paylarını satın almak üzere teklif yapılması zorunludur. Ortaklığın oy haklarının yüzde elliden fazlasına tek başına veya birlikte hareket ettikleri kişilerle beraber, doğrudan veya dolaylı olarak sahip olunması yönetim kontrolünün elde edilmesi olarak kabul edilir. İmtiyazlı paylar nedeniyle kontrolün elde edilememiş olması hali istisnadır. Yönetim kurulu üye sayısının salt çoğunluğunu seçme veya genel kurulda söz konusu sayıdaki üyelikler için aday gösterme hakkını veren imtiyazlı paylara sahip olunması da yönetim kontrolünün elde edilmesi anlamına gelir.

Taslağın 27. maddesine göre, pay alım teklifi sonucunda veya diğer başka bir şekilde satın alınan payların halka açık ortaklığın oy haklarının Kurulca belirlenen orana veya daha fazlasına ulaşması durumunda, pay alım teklifinde bulunanlar açısından ortaklıktan çıkarma hakkı doğar. Bu kişiler, pay alım teklifi sonuçlarının kamuya açıklandığı tarihten itibaren Kurulca belirlenen süre içinde, adil bir bedel karşılığında, azınlıkta kalan ortakların paylarının iptalini ve bunlar karşılığı çıkarılacak yeni payların kendilerine verilmesini ortaklıktan talep edebilirler.